...

2. Uluslararası Türk Dünyası Kültür Başkentleri Bilgi Şöleni

Sempozyum Hakkında Genel Bilgiler


Türk kültürü, geçmişten günümüze kadar, Türklerin sahip oldukları devletlerde veya etkin oldukları coğrafyalarda oluşturulmuş; Herat, Gazne, Horasan, Kazan, Bağdat, Ufa, Kaşgar, Üsküp, İstanbul, Konya, İskenderiye vb. kültür başkentlerinde gelişmiş ve etki alanını sürekli genişleterek farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerle mücadele ve mübadele ile varlığını sürdürmüştür. Bu yönleriyle dünya kültür hazinesine yeni ve dikkat çekici değerler sunmuş olan Türk kültürü, dünya medeniyet daireleri içinde özel öneme sahip bir inceleme alanı, bir fenomen olarak tanımlanabilir. Medeniyet-şehir ilişkisi üzerinden düşünüldüğünde Türk tarihinin en önemli şair, yazar ve bilim insanlarının söz konusu kültür merkezlerinde yetiştiği görülmektedir. Söz konusu şahsiyetler bu merkezlerin kültürel dokusunda şekil bulmuş, dinî, tarihî, edebî ve fikrî ürünlerini buralarda vermişlerdir. İslamiyet öncesine veya İslamî dönemlere ait Türk kültür merkezlerinde üretilen her tür bilgi, sadece Türk kültürüne değil, dünya kültür mirasına da büyük katkılarda bulunmuştur. Bu özelliği ile Türk kültür merkezleri aynı zamanda dünya kültür mirasının da önemli merkezleri olmuştur.

Tarihi süreç içerisinde dünya büyük bir değişime uğramış, Türk dünyası eskiye göre çok daha geniş bir alana yayılmış, bu değişimden Türk kültür merkezleri de etkilenmiştir. Bu etki neticesiyle bazen işgal altındaki birer toprağa dönüşmüş, bazen de adı bile kalmamıştır. Buna rağmen Türkler sanat, nezaket ve zevk yetenekleri sayesinde yeni kültür merkezleri oluşturmuş ve burada ürettiklerini insanlığa armağan etmeye devam etmişlerdir.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Türk tarihini, dilini, edebiyatını ve kültürünü daha kapsamlı ve mukayeseli bir şekilde araştırma ortamı oluşmuştur. Bu ortamda Türk dünyasına ilişkin çok sayıda araştırma yapılmış, özellikle dil ve edebiyat alanında birçok bilgi şöleni, kongre ve kurultay gerçekleştirilmiştir. Ancak bu çalışmalar incelendiğinde, Türkistan, Balkanlar ve Anadolu başta olmak üzere önemli bilim, sanat ve tasavvuf erbabının yetiştiği, Türk tarihinin ve edebiyatının en güzel eserlerinin kaleme alındığı kültür merkezleri üzerine müstakil bir bilimsel toplantının yapılmadığı görülmüştür. Bu tespitten hareketle Orta Asya'dan Balkanlara, Kıpçak bozkırlarından Anadolu'ya ve Mısır'a kadar bu geniş coğrafyadaki Türk kültür başkentlerinde yetişen şair ve yazarların edebi, tarihi ve fikri eserleri üzerine yapılacak bilimsel bir toplantının Türklük bilimine büyük katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

Yukarıda söz edildiği üzere Türk kültür coğrafyası Balkanlardan Çin’e kadar çok geniş bir sahayı kapsamakta ve içerisine birçok ülkeyi ve kültür merkezini almaktadır. Bilimsel çalışmaların “dar alanda derinlikli çalışmalar” olduğu düşüncesinden hareketle sözü edilen kültür merkezlerini belli coğrafî bölgelere ayırma zorunluluğu ortaya çıkmış; bu bölgelerin ayrımında da kendi içinde bütünlük ve yakınlık arz eden kültür bölgeleri oluşturmak gerekmiştir.

 

 

TÜRKİSTAN

 

 

Anadolu

Balkanlar

Batı Türkistan

Doğu Türkistan

Güney Türkistan

Orta Doğu

Afrika

 

Kafkas-Azerbaycan-İran

Rusya Sahası

Türkiye

Kosova

Özbekistan

Uygur Özerk Böl.

Hindistan

Irak

Fas

Azerbaycan

Tataristan

 

 

Makedonya

Türkmenistan

 

Pakistan

Suriye

Tunus

İran

Kırım

 

Bosna-Hersek

Kırgızistan

 

Afganistan

Mısır

Cezayir

Gürcistan

Başkurdistan

 

 

Karadağ

Kazakistan

 

 

 

Libya

Ermenistan

 

 

 

Sırbistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hırvatistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bulgaristan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yunanistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arnavutluk

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayrıca Türk kültür ve medeniyetinin teşekkülünde, yaratılan edebi dil, bu edebi dilin yaratıcıları, tarihi, siyasî şahsiyetler, mimari ve tarihi doku gibi özellikleri dolayısıyla Anadolu, Türkistan ve Balkanlar gibi sahalar özel önem arz eden sahalar olarak değerlendirilmiştir. Söz konusu sahalar bu özellikleri yanında bünyelerinde barındıkları kültür merkezlerinin sayıları bakımından hususi incelenmesi gereken alanlar olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda saha genişliği, kültür merkezlerinin sayısı, merkezlerin birbirinden farklı özellikleri gibi nedenlerle Uluslararası Türk Dünyası Kültür Başkentleri Bilgi Şöleni’nin ikinci toplantısının “Kazakistan-Kırgızistan-Bosna Hersek-Karadağ-Uygur Özerk Bölgesi” çerçevesinde yapılması tasarlanmış; böylece daha dar sahada sayıca az ama nitelikli çalışmaların yer alması için zemin hazırlanması amaçlanmıştır. Bu tespitlerle birlikte Türk kültür merkezleri hakkında herhangi bir bilimsel toplantı yapılmaması, yapılan çalışmaların yeterli olmaması, çalışmaların farklı kaynaklarda dağınık halde bulunması gibi nedenler düşüncemizin temel dayanağını oluşturmaktadır. Uluslararası Türk Dünyası Kültür Başkentleri Bilgi Şöleni ile söz konusu eksiklerin giderilmesi ve Türklük bilimine katkı sunulması amaçlanmıştır.

Üstelik 2016 yılının UNESCO tarafından "Hoca Ahmet Yesevi Yılı" ilan edilmesi gerekçesiyle bilgi şöleninde özel oturumlarla Ahmet Yesevi'nin hayatı, eserleri, düşünceleri ve bunların günümüz Türk-İslam dünyasına etkilerine odaklanılacaktır. Böylece söz konusu bilgi şöleni Ahmed Yesevî’nin ortaya koyduğu fikirlerle tanınması ve tanıtılması; şahsiyetinin, din, toplum ve dünya görüşünün aydınlatılması; ve eserlerinin günümüze olan etkisinin modern bakış açılarıyla incelenmesine imkân sağlayacaktır.